Pirsûs Katliamı’nda yaralanan Yıldızerler: Enternasyonal dayanışma büyütülmeli
İSTANBUL - Pirsûs Katliamı’nda yaralanan Kenan Yıldızerler, “Enternasyonal dayanışma öne çıkmalıdır. Bir Türk olarak benim canım bu kadar yanıyorsa metropolde yaşayan bir Kürdü düşünebiliyor musunuz? Bu kirli savaşı yürütenleri teşhir etmek herkesin görevidir” dedi.
DAİŞ’in 20 Temmuz 2015'te Kobanê’ye oyuncak ve yardım götürmek için Suruç'ta toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine yönelik gerçekleştirdiği katliamdan yaralı kurtulan Kenan Yıldızerler, Rojava’ya dönük saldırılar karşısında enternasyonal dayanışmanın önemine dikkat çekti. 2015’teki katliamda yaşamını yitiren 33 arkadaşını hatırlatan Yıldızerler, “Çalışmada yer alan çoğu arkadaş Türk’tü. Samsun, Sinop ve başka bölgelerden gelen sosyalist gençler vardı. Onlarla tanıştım. Kobanê’de savaştan etkilenen çocukları biraz da olsa savaş psikolojisinden uzaklaştırmak ve orada yıkılan binaları tekrar inşa etmek için Kobanê’ye geçmeye karar verdim. Çocuklara mısır patlatacaktım, kendime bir palyaço kıyafeti almıştım, biraz da olsa çocukları eğlendirmeye gidecektim. Suruç’a gittik orada bir katliam oldu, o canlı bombanın ne şekilde hangi amaçla oraya getirildiğini çok iyi biliyoruz” diye konuştu.
‘ENTERNASYONAL DAYANIŞMANIN TAM ZAMANIDIR'
Rojava’ya dönük saldırıların arttığı bu süreçteki enternasyonal dayanışmanın önemli olduğuna dikkat çeken Yıldızerler, “Bu dayanışmanın önemi tabi ki yadsınamaz ama Kürtlerin şimdiye kadar ki kazanımları kendi öz güçleriyle gerçekleşti. Mesela ben bir Türk’üm. Birkaç kelime dışında Kürtçe dahi bilmiyorum. Benim Rojava’da, Kobanê’de ve Kürdistan’ın herhangi bir bölgesinde ailemin burnu dahi kanamış değil ama benim içim yanıyor. Kürtlerin kendi öz savunma güçleriyle oluşturdukları bir Rojava ve Kobanê Devrimi var. Özellikle Kürtlerin o özverili savunmaları bu kazanımları getirmiştir. Ama enternasyonal dayanışmanın da tabi ki ciddiyetini bilmek lazım ve bu dayanışmanın daha da çoğalması lazım” diye belirtti.
‘BU KİRLİ SAVAŞI YÜRÜTENLER TEŞHİR EDİLMELİ'
Emperyalist güçlerin Rojava’daki sistemden rahatsız olduklarını dile getiren Yıldızerler, “Rojava’da kadınlara, doğaya saygılı, eşit oturmuş bir sistemin oluşmasından rahatsızlar. Diğer bir nedeni ise oradaki yeraltı ve yerüstü zenginlikleridir. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki bir ülkenin başkanlarını bile kaçırabiliyorlar. Türkiye’de de bunları görüyor ve yaşıyoruz. Şu an Kürtlerin üzerine ölü bir toprak serpilmek isteniyor. Bundan dolayı asıl şimdi enternasyonal dayanışma öne çıkmalıdır. Bir Türk olarak benim canım bu kadar yanıyorsa metropolde yaşayan bir Kürdü düşünebiliyor musunuz? Rojava’daki insanlarla kan bağları var, akrabaları var. Burada rahat olabilirler mi? Bu kirli savaşı yürütenleri teşhir etmek herkesin görevidir. Şimdi Kürtlerin yanında olmanın tam zamanıdır” ifadelerini kullandı.
‘SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMALI’
Türkiye’deki, sivil toplum örgütlerine çağrıda bulunan Yıldızerler şöyle devam etti: “Bu ülkede ve tüm dünyada faşizmin yıllardan beri inkar ettiği, yok saydığı ve katlettiği bir halk var. Bunun ekonomik maliyeti ve savaş bütçesi Türkiye’deki emekçilerden çıkıyor. Sivil toplumların, bunları çok daha örgütlü bir şekilde insanlara anlatması gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının bir an önce bu kirli savaşı yürütenleri teşhir etmesi gerekiyor. Kürt halkı direngen, kendisini ifade eden ve savaşan bir halktır. Kobanê’de ve Rojava’da direnen savunma yapan, şehit düşenlerin önünde saygıyla eğiliyorum.”
‘YİNE OLSA SEVE SEVE GİDERİM ROJAVA’YA’
Eğer öyle bir fırsat oluşursa 10 yıl önce olduğu gibi yine Rojava’ya gideceğini dile getiren Yıldızerler, “Türkiye’nin neresinde bir etkinlik olursa giderim. Eğer aynı şey tekrarlanırsa Kobanê’ye gitmek için Suruç’a da giderim. Yaralansam da ölsem de önemli değil. Seve seve gönüllü olarak giderim. Çünkü bu benim insani ve vicdani görevim. İnsan dünyaya Kürt, Arap ya da başka bir şey olarak değil insan olarak geliyor. İnsani ve vicdani değerleri taşımak gerekiyor. Şu anda Kürtlere karşı ırkçı söylemler Türkiye’de hakim, bu ırkçı söylemlerle Ortadoğu’daki savaşın Türkiye’ye sıçraması mümkündür. Bugün bir savaş çıktığında Kürt halkına karşı ırkçılık ve düşmanlık yapanlar senin yanında olmayacak. Hepsi jetlerine ve uçaklarına binip gidecekler. Ölen yine halk olacak. Türkiye’deki savaş bütçesinin, füzenin maliyetini düşünün. Savaş uçağının bombaladığı bir bölgede kullanılan bombanın maliyetini düşünün. Bunlar Recep Tayyip Erdoğan’ın cebinden çıkmıyor. Bu maliyetler senin, benim verdiğim vergilerden çıkıyor. Ve bütçe artık bitmiş durumda. Orada ki her Kürdün yok oluşu senin açlığa biraz daha yaklaşman, biraz daha sağlığa erişememen ve yok oluşundur. Onun için özellikle Türkiye’deki emekçi halkların bunu bir kez daha düşünmeleri gerekiyor” dedi.