Ayşe Çelikbilek: ‘Umut Hakkı’ sağlanmalı

img
AMED - Tarihi çağrının muhataplarından devletin artık adım atması gerektiğini belirten DBP MYK üyesi Ayşe Çelikbilek, “Umut hakkı” uygulanarak Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İmralı Heyeti ile 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın üzerinden bir ayı aşkın süre geçti. Devlet kanadı, aradan geçen zamanda herhangi bir adım atmazken, Kürtler ve dostları alanlarda çağrıyı sahiplendi. 
 
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ayşe Çelikbilek, sürece dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
'ÇAĞRI SAHİPLENDİ'
 
Abdullah Öcalan'ın çağrısını manifesto olarak nitelendiren Ayşe Çelikbilek, “Bu çağrı Kürdistan, Türkiye, Ortadoğu ve dünyada yaşanan sorunların çözümünü ortaya koydu. Çağrıdaki en önemli vurgulardan biri ortak yaşamdı. Kürt halkı üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek Kürt Halk Önderi’nin çağrısını destekleyerek, sorumluluğu üstlenen bir pozisyon aldı" dedi.  
 
İKTİDARA DÜŞEN SORUMLULUKLAR
 
Muhataplardan iktidar ve devletin de somut atması gerektiğini vurgulayan Ayşe Çelikbilek, çağrıya rağmen İmralı’da tecridin hala sürmesine tepki gösterdi. Kürt halkının en büyük beklentisinin operasyonların durması ve  “umut hakkı”nın sağlanması olduğunun altını çizen Ayşe Çelikbilek, “Zindandaki hasta tutsaklar başta olmak üzere tüm tutukluların durumu netleştirilmelidir. Devletten doğru bir adım atılmadığını gördüğümüz için ‘2013 sürecinin benzerini yaşayacağız' gibi bir kaygı var. Toplumda bu kaygı ön plana çıkıyor. Bunu gidermenin yolu da karşılıklı adımlar atmaktır. Bundan sonraki süreçte sistem ve devletten adım atılması bekleniyor” diye belirtti. 
 
UMUT HAKKI
 
Ayşe Çelikbilek, şöyle devam etti: "Kürt Halk Önderi’nin çalışabilir koşullarının, kendi partisiyle, halkıyla, basınla, birçok kesimle bu süreci rahat bir şekilde tartışabilen, fikir alışverişinde bulunabilen, düşüncelerini paylaşabilen bir zemine evirilmesi gerekiyor. Şu an en büyük beklenti budur. Ama halen 'umut hakkı' için bir adım atılmadı. Bugüne kadar karşılıklı bedeller ödendi ve karşılıklı kayıplar yaşandı. Bunların hepsi savaşın birer parçası olarak yürütüldü. Sorunların hepsinin mevcut 'Barış ve Demokratik Toplum' manifestosuyla çözülebileceğine inanıyoruz. Çağrının inşası için çalışmalar yürüteceğiz. Kadınlar olarak üzerimize düşen tüm sorumluluğu yapmaya hazırız” 
 
MA / Müjdat Can