İSTANBUL- Bahçeli’nin son açıklamalarını değerlendiren HDK EşSözcüsü Meral Danış Beştaş, Abdullah Öcalan için öngörülen “Koordinatörlük” tanımının süreç açısından baş müzakereciliği de kapsaması gerektiğini belirtti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sürece ilişkin son yaptığı açıklamada, 7 ayrı başlıkta kendi yol haritasını sundu. Açıklamada Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsüne dair de "Kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" ifadeleri kullanıldı.
Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Komisyonu üyesi Meral Danış Beştaş, ajansımızın (MA) sorularını yanıtladı.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin sürecin iktidar tarafından dondurulduğu yönündeki açıklamalarını hatırlatan Meral Danış Beştaş, “Süreç şu an için havada. Sürecin ihtiyaçları var. Öncelikle sürecin tanımlanması gerekiyor. Bir an önce sadece sözlü olarak değil, Meclis’te çıkarılacak yasal düzenlemelerle güvenceye alınmalı. Bu süreçte çokça söylediğimiz üzere yasal olarak fiili adımlar atılması gerekiyor. Bu değişebilecek adımlar değil, hukuki ve yasal zeminde olmalı. Bunun güven oluşturacak bir noktada olması gerekiyor” dedi.
Abdullah Öcalan’ın asgari infaz sistemindeki kurallar kapsamında bile görüşme haklarından yararlanamama halinin başlı başına bir tecrit olduğunun altını çizen Meral Danış Beştaş, görüşmelerin güvenceye bağlanması gerektiğini belirterek, “2 aydır neden görüşme yaptırılmıyor? Üstelik kanunda bunun dayanağı da var. Bu bir keyfiyet rejimi. Ama hukukilik keyfiyeti dışlar. Aynı zamanda güvence getirir” diye konuştu.
‘SÜRECİN İHTİYACINI KARŞILAMAKTAN UZAK’
Yıllar devam eden çatışmalı sürece dikkat çeken Meral Danış Beştaş, şunları dile getirdi: “Bu isyanın lideri, öncüsü Sayın Öcalan’dır. PKK de kendi örgütüdür. Bu yönüyle savaşanlar barışır teziyle kurucu önderlik ve kendisinin bu konudaki rolünün tespiti noktasında bir sıkıntı yok. Bu değerlendirme doğrudur. Ama diğer yandan Sayın Öcalan’ın rolünü daraltan, pozisyonunu sınırlayan, sadece ‘örgütü tasfiye etme’ görevi verilmesi ya da bunun ima edilmesi sıkıntılıdır. Ve sürecin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Neticede Kürt meselesi sadece güvenlik politikalarıyla, tasfiye söylemleriyle çözülemedi, çözülemez de. Kürt meselesi bir adalet, temel hak ve özgürlükler, kimlik, demokratikleşme, barış, geçmişle yüzleşme hakikatlerin ortaya çıkarılması meselesidir. Yine hakların kabulü, Anayasal ve yasal düzeyde bunların teminat altına alınması gibi birçok başlığın meselesidir. Bu meseleye sadece ‘örgütü tasfiye’ edilmesi gözüyle bakılması ve bu konuda bu kadar yıllık bir mücadelede, çatışmalı dönemde her anlamda var olan taleplerin görmezden gelinmesi sorunu çözemez. Bu sürece var olan güveni de zayıflatır. Önemli olan sorunu PKK’nin ortaya çıkış sebeplerini ortadan kaldırmaktır. Her zaman söylediğimiz gibi PKK ya da silah bir neden değil, sonuçtur. Kürt meselesindeki devletin ve iktidarların Kürt halkına dönük yaklaşımlarının, uyguladıkları politikaların sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu nedenlerin de aynı zamanda ortadan kaldırılması sürecin sağlıklı ve başarıyla yürütülmesi için hayati bir yer de duruyor. Toplumsal olarak da bu taleplerden vazgeçme ya da öteleme gibi bir tutumdan ziyade şu an demokratik siyaset kanallarının açılması, özgür siyaset, özgür propaganda, özgür düşünce gibi demokratik adımların eşlik etmesi gereken bir sürecin yürütülmesine ihtiyaç var.”
ÖZGÜR YAŞAR VE ÇALIŞIR KOŞULLAR
Abdullah Öcalan’ın temel aktör, baş müzakereci olduğu kabulünün önemine değinen Meral Danış Beştaş, “Olayın oluşuna, mücadelenin tarihine, mücadelenin bugüne kadar gelişine de geniş kesimler tarafından kabul edilen bir realitedir. Bu yönüyle bu statüsünün ve rolünün devam etmesi, bu sürecin yürütülmesi ve gerçek bir barış ve demokratikleşmeye erişilmesi, siyaset kanallarının açılması için tabi ki Sayın Öcalan’ın özgür çalışır koşularda yaşıyor olması gerekir” diye ifade etti.
KOORDİNATÖRLÜK ÖNERİSİ
Meral Danış Beştaş, “koordinatörlük” kelimesinin tarihsel anlamda da bu tip süreçlerde süreci yöneten, koordine eden kişi olarak tanımlandığını vurgulayarak, “Fakat Sayın Öcalan’ın bir de baş müzakereci rolü var. Bu konuda siyasi pozisyonu bakarsak müzakereyi yürüten biridir. Koordinatörlük, baş müzakereciliği de kapsamalı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde koordinatörlük ve baş müzakerecilik yetkileri Sayın Öcalan’ın elinde olmalıdır. Genel koordinatör, siyasal koordinatör bunların hepsi tartışılabilir. Ama dediğim gibi mutlaka müzakereyi yürüten kişi olarak da rolünü kapsaması gerekiyor. Burada koordinatörlükte kast edilen sadece teknik ve idari bir rolden ziyade daha geniş bir rol ve yetkiye sahip olması gerekiyor. Fiilen olarak da bu şekilde davranması gerekiyor. Örneğin diplomatik temaslarda, görüşmelerde, kriz yönetim süreçlerinde sadece koordine eden değil, bu organizasyonu da yapıp aynı zamanda siyasi müzakereyi de yürütebilmesi gerekiyor. Rojava döneminde bunu somut bir şekilde gördük. Sayın Öcalan’ın rolü ve etkisi herkesçe Rojava’da görüldü” diye konuştu.
İktidarın hızlıca Abdullah Öcalan’ın özgür şartlarda çalışma, iletişim kurma, görüşme yapma koşullarının sağlanması yönünde adım atması gerektiğini söyleyen Meral Danış Beştaş, Bahçeli’nin son açıklamasın “umut hakkı”na dair de bir atıfta bulunmadığını ancak bu karara dair Avrupa Parlamentosu Bakanlar Konseyi’nin Türkiye’ye verdiği sürenin dolduğunu hatırlattı.
‘UMUT HAKKI’ VE YASAL DÜZENLEMELER
“Umut hakkı” kararının sadece siyasal olarak değil hukuki yönünün de oluşturularak tartışılması gerektiğini belirten Meral Danış Beştaş, “‘Umut İlkesi’ kapsamında gerekli yasal değişiklikler yapılmalı. Zaten Meclis raporunda da infaz konusunda önerilerimiz vardı. Bahçeli’nin ilk açıklamasında da ‘Umut hakkı’ kapsamında ‘Gelsin Meclis’te konuşsun’ çağrısı vardı. Bu yönüyle ilk atılması gereken adımlardan biri ‘umut hakkı’dır. Çünkü siyasal koordinatörlük görevi önerilen bu sürecin yürütülmesinde vazgeçilmez bir noktada olan müzakere eden kişi olarak da Sayın Öcalan’ın bulunduğu koşullar, özgülük koşulları çok önemli bir yerde duruyor. Diğer yandan tabi ki ‘Barış Yasası’nın bir an önce çıkması gerekiyor. Yani demokratik siyaset kanallarının açılması gereken bir dönem olarak tanımladığımız Barış ve Demokratik Toplum Süreci’de hala silahlı militanların gelebilmesi için bir yasa çıkmadı. Bu konuda Meclis raporunda öneri de var. Buna siyasi sebeplerle içeride bulunan tutuklu ve hükümlülerin özgürlüğü de eşlik etmelidir” diye konuştu.
MA / Ömer İbrahimoğlu