DÊRSIM – Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine dair yürütülen soruşturma kapsamında yaşanan gelişmeler sonrası açıklama yapan kadınlar, dönemin Tunceli Valisi Tuncel Sonel’in yargılanmasını istedi.
Dêrsim Kadın Platformu, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturması ve yapılan gözaltılara dair Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı. Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kadınlar, Seyid Rıza Meydanı’na yürüdü. “Vazgeçmiyoruz. Gülistan Doku nerede?” yazılı Gülistan Doku’nun fotoğrafının yer aldığı pankartla yürüyen kadınlar, sık sık “Kadın cinayetleri politiktir”, “Koruma, aklama, failleri yargıla”, “Tuncay Sonel yargılansın”, “Gülistan için adalet” ve “Erkek adalet değil, gerçek adalet” sloganları attı.
Gülistan Doku’nun ailesinin yanı sıra çok sayıda kadının katıldığı yürüyüş sonrası meydanda açıklama yapıldı. Burada platform adına konuşan Nurşat Yeşil, 6 yıldır “Gülistan Doku’ya ne olduğu” sorusuna cevap verilmesi için mücadele ettiklerini dile getirdi. Nurşat Yeşil, şüpheli sıfatında olan kişilerin etkili bir şekilde sorgulanmasını ve Gülistan’ın akıbetinin karanlıkta bırakılmamasını talep etti. Bugüne kadar yaşananları hatırlatan Nurşat Yeşil, “Gülistan Doku’dan 2020 yılında kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra haber alınamadı. Diyarbakır’da yaşayan ailesi, Gülistan’ın kaybolduğu gün Dêrsim’e gelerek güvenlik güçlerine ihbarda bulundu. Ailenin ihbarı üzerine arama çalışmaları başlatıldı. Yapılan araştırmalar sonucunda, Gülistan Doku’nun kaybolmadan kısa bir süre önce eski erkek arkadaşı Zainal Abakarov ile bir kafenin önünde tartıştığı, cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Sonrasında dönemin valisi Tuncay Sonel tarafından kesin bir dille Gülistan’ın intihar ettiği ve bedeninin bulunarak ailesine teslim edileceğine dair sözler verildi” şeklinde konuştu.
‘TUNCAK SONEL SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLSİN’
Yaşanan gözaltıları, soruşturmanın seyri açısından önemli bulduklarını dile getiren Nurşat Yeşil, “Bugün yaşananlar, kamuoyunun yıllardır verdiği adalet mücadelesinin geç de olsa karşılık bulmasıdır; ancak eksiktir. Biz biliyoruz ki bu suça ortak olanlar korunmuş, saklanmıştır. Kadınlar olarak yıllardır etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini söylüyor; şüpheli sıfatında olan, bugün de gözaltında bulunan başta Zainal Abakarov ve ailesi olmak üzere bu suça bulaşan kamu görevlilerinin sorgulanmasını ve şüpheli sıfatıyla ifade vermesini talep ediyoruz. Ancak çağrılarımız karşılıksız kaldı. Bugün yine sokaklardayız ve gerçek suçlular açığa çıkana kadar bir adım geri atmayacağız. Dönemin valisi Tuncay Sonel’in soruşturmaya bir an önce dahil edilmesini istiyoruz. Buradan soruyoruz: Gözaltına alınan kişiler örtbas emrini kimden almıştır? 6 yıldır ‘intihar’ denilerek kamudaki gücünü suçluları saklamak için kullananlar emri kimden almıştır? Aradan geçen bunca zamanda delilleri karartanlar, etkili bir soruşturma sürecini engelleyerek adaletin gecikmesine neden olanlar emri kimden almıştır?” sorularını sordu.
Nurşat Yeşil, “Gülistan gibi akıbeti karanlıkta bırakılmaya çalışılan, başta Rojin olmak üzere tüm kadınlar için gerçek suçlular cezalandırılıp örtbas edenler açığa çıkıncaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
‘ADALET İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Ardından söz alan DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, “Kadınlar şüpheli ölümleri, 'intihar' denilerek dosyalar kapatılıyor ve erkek yargı tarafından erkekler korunuyor. O yüzden bu cinayetler politik cinayetlerdir. O dönem burada görev yapan savcılar, emniyet müdürü, üniversitenin rektörü dahil kamu sorumluluğu bulunan ve bunu kullanarak delil karartma işlemi içinde bulunan her kamu görevlisinin ifadesi alınmalı, soruşturmadan geçmeli. Kamusal gücü eline alarak delilleri karartan tüm sorumluların bu dosyaya mutlaka dahil edilerek, etkin soruşturma yürütülmesi gerekiyor. Biz kadınlar olarak her yerde Gülistan Doku ve bütün kadınlar için adalet istemeye devam edeceğiz. Bu zihniyetin yakasını bırakmayacağız. Kadınların intiharına göz yuman bu akla karşı mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Ayten Kordu, kadın bedeni üzerinden yürütülen özel savaş politikalarına karşı mücadele yürüteceklerini de sözlerine ekledi.
Açıklama, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla son buldu.