WAN - Şengal’de kadınlar, 8 Mart’a hazırlanırken artan güvenlik tehditlerine karşı örgütlülüklerini güçlendiriyor. TAJÊ Dış İlişkiler Sözcüsü Suham Şengalî, “2014’te olduğu gibi Şengal’i boşaltmayı ve yeni bir ferman gerçekleştirmeyi hedefliyorlar ancak kadınlar, topraklarını ve toplumlarını sonuna kadar savunacaktır” dedi.
Irak hükümetinin Êzidî toplumunu ve savunma güçlerini silahsızlandırma girişimleri, Şengal’e dönük tehditleri arttırıyor. DAİŞ’in 2014 yılındaki soykırım saldırılarında katledilen, kaçırılan ve köle pazarlarında satılan Êzidî kadınlar, bir daha aynı şeyleri yaşamamak için öz savunma ve örgütlülüklerini güçlendiriyor. Kadın meclisleri, komünler ve sivil örgütlenmeler öncülüğünde bir araya gelen kadınlar, hem 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında etkinlikler gerçekleştiriyor hem de olası saldırı ve tehditlere karşı dayanışma ağlarını büyütüyor. Mahalle ve köylerde toplantılar gerçekleştiren kadınlar, 8 Mart’ın tarihsel anlamı ve kadın mücadelesinin önemi üzerine tartışmalar yürütürken, diğer yandan bölgede yaşanabilecek olası güvenlik risklerine karşı savunmayı elden bırakmıyor.
Toplumsal yaşamda önemli bir rol üstlenen kadınlar, hem mücadele hem de inşa sürecinin bir parçası olarak bu yıl ki 8 Mart’a hazırlanıyor. Êzidî Özgür Kadın Hareketi (TAJÊ) Dış İlişkiler Komitesi Sözcüsü Suham Şengalî ile konuştuk.
'2014’DEKİ FERMAN TAMAMLANMAK İSTENİYOR'
Şengal üzerindeki tehditlere dikkati çeken Suham Şengalî, DAİŞ'in yarım bıraktığını şuanda Türkiye'nin tamamlamak istediğini söyledi. Suham Şengalî, "İçinde bulunduğumuz dönemde Şengal üzerinde büyük baskılar var. Özellikle Suriye’de başlayan ve giderek genişleyen savaşla birlikte birçok plan ve proje devreye sokuluyor. Irak üzerine yapılan planların önemli parçalarından biri de Şengal’dir. Bu nedenle Türkiye devleti başta olmak üzere başka devletlerin de bu bölge üzerinde hesapları bulunmaktadır. Özellikle Irak toprakları üzerinde hesaplar yapılmaktadır. Irak toprakları içinde en stratejik ve en önemli yerlerden biri de Şengal’dir. Bu yüzden Şengal üzerinde birçok tehdit bulunmaktadır. Bu tehditlerin amacı ise bir kez daha Êzidî toplumunu ferman ve katliamlarla yok etmektir. Êzidî toplumunu en çok tehdit eden güç ise Türkiye devletidir. Osmanlı’nın torunları onlarca kez bu topluma saldırılar gerçekleştirmiş ve fermanlar uygulamıştır. Bugün de aynı düşünce ve hedefle Êzidî toplumunu ortadan kaldırmak istemektedirler. DAİŞ çetelerinin yarım bıraktığı fermanı tamamlamak istiyorlar. O dönemde de Êzidî toplumuna karşı güçler gönderildi ve saldırılar gerçekleştirildi. Ancak onların planları hedeflerine ulaşmadı” diye belirtti.
'ŞENGAL KÜRT KÜLTÜRÜNÜN TEMELİ’
Fermandan sonra Êzidî kadınların kendi örgütlüğünü kurarak, savunmada öncülük ettiklerine değinen Suham Şengalî, “Bu nedenle bugün Şengal’e yönelik tehditler hafife alınmamalıdır. Şengal’e yönelik tehditler yalnızca Êzidî toplumuna karşı değildir. Şengal, Kürdistan’ın dört parçası için önemli bir yerdir. Rêber Apo da Êzidîleri Kürtlerin ataları olarak tanımlamıştır. Böyle kadim ve tarihi bir toplumun yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalması bu kültür için büyük bir tehlike yaratır. Çünkü bu toplum Kürt kültürünün temelidir. Bu yüzden Şengal’e yönelik her tehdit tüm Kürdistan’a yönelik olarak görülmelidir.8 Mart önemli bir gün ve mücadele günüdür. Özellikle fermanın ardından Êzidî kadınlar arasında gelişen bilinç toplumda büyük bir değişim yarattı. Toplumu geliştirdi ve örgütlenmeye yöneltti. Kadınlar bütün alanlarda öncülük yaptı. Bugün de mevcut tehlikelere karşı farklı mücadele yöntemleriyle direnmektedirler. Olası bir saldırı karşısında topraklarını ve toplumlarını savunmayı hedefliyorlar" ifadelerini kullandı.
KADIN ÖNCÜLÜĞÜNDE SAVUNMA
Fermandan sonra Êzidî kadınların büyük deneyimler sonucu kazanımlar elde ettiğinin altını çizen Suham Şengalî,"2014’teki saldırıların ardından Êzidî toplumu kendisini örgütledi ve önemli deneyimler, kazanımlar elde etti. Êzidî kadınlarının verdiği mücadele bugün de devam etmektedir. Bu mücadele aynı zamanda bir bilinç mücadelesidir. Bu bilinç bugün farklı bir biçimde varlığını sürdürmektedir. Şengal’in özgürleşmesinden sonra toplum kadınların öncülüğünde örgütlenmekte ve kendisini savunmaktadır. Bu Êzidî toplumu için çok anlamlıdır. Şimdi de 2014’te olduğu gibi Şengal’i Êzidîlerden boşaltmayı ve yeni bir ferman gerçekleştirmeyi hedefliyorlar” dedi. Kadınların olası saldırılar karşısında Şengal’i sonuna kadar savunacaklarına dikkati çeken Suham Şengalî, şöyle devam etti: “Tüm özgürlük yanlısı toplumlara da şunu söylüyoruz; bugün Şengal’in desteğe ihtiyacı vardır. Herkes kendi imkanları doğrultusunda Êzidî toplumuna destek vermelidir. Amacımız ve talebimiz Şengal’in artık bir statüye sahip olması ve kültürünü onurlu bir şekilde yaşatabilmesidir. Şengal’i savunmak bütün ülkeyi savunmaktır. Bu yüzden Şengal’in başarısı hepimizin başarısı olacaktır. Üçüncü Dünya Savaşı ortamında kadınlara karşı yürütülen bir savaş da vardır. Bu savaşta üstün gelmek isteyen güçler DAİŞ zihniyetine sahiptir. Suriye’ye baktığımızda DAİŞ sorumlularının iktidarda etkili olduğunu görüyoruz, İran’da da benzer bir durum vardır. Bu nedenle nerede olursak olalım birbirimize destek vermeli ve kendimizi Rêber Apo’nun fikirleri doğrultusunda örgütlemeliyiz.”
MA / Zeynep Durgut