Hava, su, toprak ve yaşam mücadelesi: Zor ama kararlı bir itiraz

Paylaş:
İZMİR - Eko kırıma karşı kadınların verdiği mücadeleye dikkat çeken ekolojist Halime Şaman, “Kadınların kadim bilgileri ile yapıp ettikleri, hayatı yok eden anlayışa itirazdır. Bu zorludur ama kararlı bir itirazdır" dedi. 
 
Dünyanın dört bir yanında kimliği, bedeni ve emeği için yüzyıllardır mücadele veren kadınların, günümüzde en önemli direniş alanlarından biri de ekoloji. Kadınlar, son yıllarda artan doğa tahribatı, iklim krizi ve yaşam alanlarının yok edilmesine karşı hem Türkiye ve Kürdistan’da hem de dünyada ekoloji hareketlerinin en ön saflarında yer alıyor. 
 
"Güvenlikçi" politikalar bahane edilerek barajlar, HES’ler, mermer ve taş ocakları ile Kürdistan coğrafyası yok edilmek istenirken, Türkiye'de de azami kar hırsıyla orman yangınları, baraj, HES ve JES'lerle eko kırım derinleştiriliyor. Eko sistemi sadece bir yaşam alanı değil, kültürel miras, geçim ve gelecekleri olarak gören kadınlar, Cudi'den Akbelen'e, Dikmece'den İkizdere'ye kadar mücadeleyi omuzluyor. Özellikle kırsal alanda üretimle doğrudan bağları olan kadınlar, erkeklere göre daha cesur ve herhangi bir saldırı karşısında durmaktan çekinmiyor. 
 
Rize’de askerin karşısına geçip “Devlet kimdir? Ben halkım” diyerek meydan okuyan Havva Ana, “Ömrümün sonuna kadar Cerattepe için ne yapmak gerekiyorsa yapmaya hazırım” diyerek karlılığını gösteren Erzade teyzeden bayrağı Akbelen’de Necla Işık, Kürdistan’da direnişleriyle iş makinelerini durduran Kürt kadınlar devraldı. Mücadelede önce çıkan isimlerden biri de Kent Politikaları Derneği Genel Sekreteri, Muğla Çevre Platformu ve İklim Adaleti Koalisyonu üyesi ekolojist Halime Şaman oldu. Muğla’nın Marmaris ilçesinde 2021 yılında Sinpaş isimli şirketin milli park içinde yapmaya başladığı otel ve devre mülk projesine karşı verdiği mücadele nedeniyle emekli maaşı kesilen Halime Şaman ile kadınların ekoloji mücadelesine dair konuştuk. 
 
KADIN VE DOĞA 
 
Toplumun dezavantajlı ve bedel ödeyen kitlesi olan kadınların tüm dünyada ekoloji mücadelesi verdiğini belirten Halime Şaman, “Hem gıdanın sağlanması hem yoksullukla mücadele hem de hayatın devamlılığı ile ilgili primer rol alan aktörler her ne kadar toplumda yok sayılmak istense de kadınlar oluyor. Bu nedenle kadınları, yaşam alanlarını savunma mücadelesinde ön planda görüyoruz. Kadınlar cesaret ve direnişleriyle toplumsal muhalefete ilham kaynağı oluyorlar. Bir ifademiz var 'kadın cinayetleri politiktir’ diye. Bugün yaşam alanlarına dönük saldırıların arkasında da aynı erkek politik kararlığı var. Yaşam alanlarının korunması ve erkek şiddetine karşı verilen mücadele aslında aynı odağa karşı verilen mücadelelerdir” dedi.
 
Tarihsel süreç içerisinde kadınların dünyayı gözlemlediğini ve bu gözlemin kadim bir bilgiyi oluşturduğunu söyleyen Halime Şaman, "Bu kadim bilgi ile kadının yapıp ettikleri hayatı yok eden anlayışa itirazdır. Bu zorlu ama kararlı bir itirazdır. Kadınlar şiddet gören kadınla dayanışmayı da yaşam alanlarını koruma mücadelesini de aynı kararlılıkla sürdürüyor. Kaçımız, Havva Ana'nın Karadeniz'in sisli ve yağmurlu ortamında jandarmanın karşısına bastonunu koyup 'Devlet kimdir? Ben halkım' demesi kadar büyük bir söz edebilir. Bu hangi birikimle hangi kitapla olmuştur. İşte o kadim kültürdür Havva Ana'ya bunları söyleten. Kadın tarih boyunca gözlem yapmıştır. Bu gözlemi yaparken de tanık olmuş ve doğanın parçası olmuştur. Burada bir tahakküm kurmak söz konusu değil. Kadını burada büyük kılan doğayı tanıma ihtiyacıdır" ifadelerini kullandı. 
 
90'LI YILLARLA MÜCADELE BAŞLADI
 
Türkiye'de 90'lı yıllarda piyasa ekonomisine geçişle birlikte doğanın meta olarak pazarlandığını hatırlatan Halime Şaman, bununla birlikte sermaye kesimlerinin doğaya sahip olmak istediğini söyledi. Ormanların yok edilebilecek bir kereste deposu veya altının çıkarılacağı, üstünün traşlanacağı bir maden alanı olarak görülmeye başlandığı andan itibaren kadının ekoloji mücadelesinin de başladığına dikkati çeken Halime Şaman, “Bu mücadelede kadın olmam nedeniyle ilk başta ciddiye alınmadım. Çünkü o erkek bakışı seni bir beyin olarak görmüyor, üreten, yöntem geliştiren ve haklarını bilen bir özne olarak görmüyor. Buna karşı önce görünür oluyorsun ve bir süre sonra da onları rahatsız ediyorsun. Rahatsız edince de en kolay bildikleri yöntem yok etmek oluyor. Sadece yok etmiyorlar aynı zamanda bazılarını hapse atıyorlar. Ya da devletin uygun aparatlarını kullanarak benim gibi hayatının devamlılığı için önemli olan maaşını kesmeyi deniyorlar. Sen artık 'çok rahatsız eden bir rakipsin' onlar için. Onların bizi kodladıkları yer 'düşman' çünkü hem kadınsın hem onların canını acıtıyorsun. Nerden acıtıyorsun onları? Cüzdanlarından. Onların vicdanı cüzdanlarıdır. 'Bunlar senin hakkın değil, insanların hakkı' dediğinde, kolay para kazanma yollarını kestiğinde sen erkekten daha çok 'rahatsız eden düşman' oluyorsun" diye belirtti. 
 
8 MART'A GİDERKEN 
 
Bu yılın kadınlar için zor bir yıl olacağını söyleyen Halime Şaman, şöyle devam etti: "En büyük kaygı da dünyada faşizmin ayak seslerinin duyulması. Bir savaş dünyasına sürüklenmenin kaygısını duyuyoruz. Çünkü savaşın bir ekokırım olduğunu yakından biliyoruz. Dolayısıyla bu 8 Mart'a giderken sadece kadınların hakları ile ilgili değil hayatın hakları ile ilgili de kaygılar duyarak ilerliyoruz. Mücadele eden birçok kadından biliyoruz ki biz bundan vazgeçmeyeceğiz."
 
MA / Uğurcan Boztaş
 
 
 
 
İlgili Haberler
İzmir'den Gımgım'daki JES projesine tepki
İzmir'den Gımgım'daki JES projesine tepki

İzmir'de Gımgım'da yapılmak istenilen projenin protesto edildiği açıklamada, "Doğa bizimle yaşar, biz doğayla varız. Varto’nun üstü, altından daha değerlidir" denildi.

Dünyanın gelecekteki su riski büyüyor: Çözüm doğaya saygı
Dünyanın gelecekteki su riski büyüyor: Çözüm doğaya saygı

Dünya genelinde su sıkıntısı artarak devam ederken, ekoloji örgütleri çözüm önerileri ve projelerini sunmasına rağmen bu sorun gelecek için ciddi yaşamsal riskleri barındırıyor. Uzmanlar ise, temel çözümün doğaya saygıdan geçtiğini belirtiyor.

Wan’da yeşil alan her geçen gün azalıyor
Wan’da yeşil alan her geçen gün azalıyor

Wan'da kişi başına düşen yeşil alan oranı son verilere göre, yaklaşık 3 metrekareye kadar düştü. En büyük tahribatın ise kayyımlar döneminde yaşandığı belirtildi.

Hanönü'nde madene ‘ÇED gerekli değil’ kararı
Hanönü'nde madene ‘ÇED gerekli değil’ kararı

Hanönü ilçesinde Acacia Maden tarafından işletilen bakır ocağına bir yenisi daha eklenmeye hazırlanılıyor. Şirketin 12 yılda bakanlığa verdiği 23 proje için "ÇED olumlu" veya "ÇED gerekli değil" kararları çıktı.

17 kent için sarı kodlu uyarı: Havalar daha da soğuyor
17 kent için sarı kodlu uyarı: Havalar daha da soğuyor

Meteoroloji çok say kent için sağanak, kar yağışı ve fırtına uyarısında bulundu. 17 kent için de sarı kodlu uyarıda bulundu.