RIHA - İfade ve düşünce özgürlüğüne yönelik artan baskılara dikkat çeken Riha'daki yurttaşlar, "İfade özgürlüğü için hukuki düzenleme yapılsın" dedi.
Türkiye'de son yıllarda artan siyasi baskılar, sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle açılan davalar ve farklı kimliklere yönelik önyargılar, yurttaşların günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. Riha’nın tarihi Balıklıgöl yerleşkesinde mikrofon uzattığımız yurttaşlar, Türkiye’de ifade özgürlüğünün giderek daraldığını, düşünceleri nedeniyle cezaevi baskısıyla karşılaştıklarını ifade etti. Yurttaşlar, sokakta Kürtçe konuştuklarında ise ayrımcı bakışlara maruz kaldıklarını belirtti.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNDE GERİLEME
İfade özgürlüğü meselesinde son yıllarda ciddi bir düşüş yaşadığını belirten Sinan Çimen adlı yurttaş, siyasi alandaki daralmaya işaret etti. Çimen, "Eskiden de birtakım problemler vardı ancak son zamanlarda yaşanan olaylardan da anlaşılacağı üzere ifade özgürlüğü gitgide aşağıya doğru iniyor. İnsanlar paylaşımları nedeniyle ifadeye çağrılıyor, hakaret davaları hiç olmadığı kadar arttı. Çevremdeki herkes artık kontrollü konuşuyor. Çözüm süreci dönemlerinde Avrupa Birliği uyum yasaları bir nebze bağlayıcıydı fakat şu an o standartlardan da çok uzağız" dedi.
'HUKUKİ DÜZENLEMELER VE SAYGI ŞART'
Korku ikliminin dağıtılması gerektiğini söyleyen Özkan Kaya, yasal güvencelerin önemine değinerek, "İnsanların kendini rahatça ifade edebilmesi için öncelikle hukuki düzenlemeler şart. Bütün fikirlere saygı duyulan bir ortam oluşturulmalı. Şu an Türkiye’de insanlar konuşmaktan korkuyor, bu korkuların acilen ortadan kalkması lazım" ifadelerini kullandı.
'DEVLET KISITLAMALARI KALDIRMALI'
Yurttaşların siyasete ve gündeme dair fikirlerini rahatça sunamadığını belirten Burak Tosun, "İfade özgürlüğü konusunda ciddi bir kısıtlama var. İnsanlar olaylara yaklaşırken oldukça tedirgin. Devletin yurttaşların kendini özgürce ifade edebileceği koşulları sağlaması ve bu duruma el atması gerekiyor" diye konuştu.
'KENDİ DİLİMİZİ RAHATÇA KULLANAMIYORUZ'
Sosyal medyadaki kısıtlamalara ve kimlik üzerindeki baskılara dikkat çeken Fırat Akay ise, "Bir şey konuşurken veya paylaşırken başımıza ne geleceğini bilemiyoruz. Kendi dilimizi dahi rahatça kullanamıyoruz. Kürtçe bir paylaşım yaptığımızda sosyal medyada engelleniyoruz. Özgür bir ülkede yaşıyorsak kimse düşüncesinden ötürü tutuklanmamalı. Bu sorunu ülkeyi yöneten iktidarın çözmesi gerekiyor" dedi.
CEZALANDIRILMA ENDİŞESİ
Cezalandırılma endişesinin toplumu susturduğunu ifade eden İsmail Kaya, "İnsanlar artık konuşmaya korkuyor. 'Bugün kendimi ifade etsem yarın Hilvan Cezaevi'nde gözümü açarım' endişesi hakim. Herkes ne söyleyeceğini şaşırmış durumda, çözümü sağlaması gerekenler ise hiçbir adım atmıyor" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
KÜRTÇEYE YÖNELİK ÖNYARGI
Sokakta Kürtçe konuştuğunda karşılaştığı önyargılı tutumu ve ifade özgürlüğü önündeki engelleri aktaran İdris Çiftçi, düşüncelerini korkusuzca dile getirmek istediğini vurguladı. Çiftçi, "Tek istediğimiz rahatça konuşabilmek, kendimizi açıkça ifade edebilmek. Ben Kürdüm; sokakta Kürtçe konuştuğum zaman insanların bana farklı baktığını, tepkili gözlerle süzdüklerini hissediyorum. Konuşma şeklime bile kızıyorlar. Diğer yandan düşüncelerimizi açıkladığımız için ertesi gün kendimizi cezaevinde buluyorsak bunun adı özgürlük değildir. Baştakilerin bu sorunları çözmesi ve insanların rahatça konuşabileceği bir ortam sağlaması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
MA / Ekrem Tunçoğlu