İngiltere İşçi Partisi üyesi: Türkiye Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı uygulamalı
ANKARA - Devam eden süreçle birlikte Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın uygulanması gerektiğini belirten İngiltere İşçi Partisi üyesi Mustafa Doğal, dünyadaki örneklerden yararlanılarak Kürtler için uygun bir yerel yönetim modelinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis'te kabul edilen çerçeve yasa ve bundan sonra atılacak adımlara ilişkin tartışmalar sürerken, yerel demokrasinin güçlendirilmesi öne çıkan başlıklardan biri oldu. İngiltere Parlamentosu'ndaki en büyük grup olan İşçi Partisi'nin üyesi Mustafa Doğal, Türkiye’de yerel yönetimlerin güçlendirilmesine ilişkin atılması gerek adımlara ilişkin konuştu.
Kürtlerin kendi kimlikleriyle kendilerini yönetebilecekleri bir yapının oluşturulması açısından yerel yönetimlerin kritik önemde olduğunu belirten Doğal, yeni süreçte bu alanda somut adımların atılması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin Kürt halkı açısından “bir nefes” olacağını ifade eden Doğal, dünyadaki farklı modellerin incelenerek Kürtlerin koşullarına uygun bir yönetim modelinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yerel yönetimlerin bir halkın kimliği için kritik bir önemde olduğunu belirten Doğal, yaklaşık iki yıldır devam eden sürecin de önemine değindi. Süreçteki çeşitli sorumluluklara dikkat çekerek, “Bu konuda hem Kürt halkına hem Türk halkına hem de sınır komşularına tarihi sorumluluklar düşüyor. Bugünkü konjonktür her gün oluşan bir durum değil. Dünya ülkeleri tarafından da bu kadar ilgi odağı olan Kürt halkı böyle bir fırsatı yakalamışken bunun heba edilmemesi gerekiyor. Çünkü bu fırsat üç-beş yılda bir oluşan bir fırsat değil. Dünya değişirken oluşan dengeler içerisinde kendi gerçekliğini ve varlığını kabul ettirmek uzun yıllar alıyor. En son dünya düzeni değiştiğinde bir asır geçti. Kürtlerin bir asır daha bekleyecek sabrı yok. Şu anki çerçeve yasa geç kalınmıştır ama çok değerlidir. Desteklenmesi gerekiyor. Süreci provoke edebilecek her türlü hareketin de engellenmesi gerekiyor” dedi.
DİPLOMASİ İHTİYACI
Doğal, çözümün bölgesel ve uluslararası boyutuna da işaret ederek, Avrupa ile Ortadoğu’daki demokratikleşme süreçlerinin farklı ilerlediğini anımsattı. Doğal, Kürt halkının yıllarca baskı ve zulüm altında yaşadığını belirterek, Kürtlerin yalnızca kimliklerinin değil, ekonomik, kültürel ve sosyal kaynaklarının da sömürüldüğünü hatırlattı. Doğal, bu durumun komşu halklar arasındaki ilişkileri de olumsuz etkilediğini kaydederek, bu durumun diplomasiyle aşılması gerektiğini dile getirdi. Doğal, “Komşu ülkelere Kürt halkının kendi kimliğiyle yerel yönetimlerde güçlü olmasının onlara bir zararı olmadığını anlatmamız gerekiyor. Çözüm toplumsallaştırılmalıdır. Herkesin kendi mahallesinde bu dönemde yoğun çalışması gerekiyor ki çözüm toplumsallaşsın. O zaman süreç daha kolay yürür ve sonuç alıcı olur. Tabii bu sadece bu coğrafyadaki sorunlar değil, aynı zamanda uluslararası dengeler açısından da çok önemli. Avrupa’nın ve Amerika’nın resmiyette mevcut ülkelerle, yani Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yle olan geçmiş anlaşmaları hala devam etmektedir. Ticari, siyasi, ekonomik ilişkileri on yıllardır sürmektedir. Kürtlerin yerel yönetimlerde güçlü olması bazı ilişkileri değiştirecektir. Uluslararası diplomasiye de ihtiyaç var” diye belirtti.
KÜRDİSTAN’A UYGUN BİR MODEL
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda dünyadaki farklı modellerin incelenmesi gerektiğini belirten Doğal, Kürtlerin kendi koşullarına uygun bir model geliştirebileceğini söyledi. İskoçya örneğine dikkat çeken Doğal, halkların bir arada yaşamasının yetki paylaşımı ve güçlü yerel yönetimler üzerinden mümkün olabileceğini ifade etti. İskoçya modelinin Kürtler açısından önemli bir referans olabileceğini belirten Doğal, “İllaki bir Avrupa modeli ya da Amerikan modeli olması şart değil. İnsan haklarına dayalı, özgürlükçü, halkın kendi kendisini yönetebildiği ve yerel yönetimlerin güçlendirildiği bir sistem geliştirilebilir” diye konuştu.
İSKOÇYA MODELİ
İskoçya ile İngiltere arasındaki uzun çatışmalı tarihe işaret eden Doğal, zaman içerisinde iki taraf arasında yetki paylaşımına dayalı bir yapı oluşturulduğunu söyledi. İskoçya’nın eğitim, sağlık, polis, adalet, konut, belediyeler, şehir planlama, tarım ve çevre, sosyal yardımlar ile vergi alanlarının bazı bölümlerinde yetkiye sahip olduğunu aktaran Doğal, İngiltere’nin ise dış politika, savunma, göç, vize ve para birimi gibi alanlardaki yetkilerini koruduğunu ifade etti. İskoçya deneyiminin doğrudan alınması yerine Kürdistan’ın koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doğal, “Siyaset bilimcilerin, akademisyenlerin ve hukukçuların bir araya gelerek bir ekip oluşturarak en ince detayına kadar araştırıp, bunu Kürdistan’a uygun bir model seçilebilir, geliştirilebilir” diye kaydetti.
ÖZERKLİK ŞARTI KABUL EDİLMELİ
Doğal, Türkiye’nin de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na taraf olmasına rağmen uygulamada hayata geçirmediğini ve çekinceler koyduğunu hatırlattı. Doğal, “Bugün önemli olan, gelişen çözüm süreci ve çerçeve yasayla birlikte Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın bir an önce kabul etmesi. Bu hem Türkiye’nin daha demokratik bir ülke olabilmesi hem de özgürlükler açısından, Kürtler açısından kaçınılmaz bir noktaya gelmiştir. Eğer bu fırsat kaçarsa, Türkiye için büyük bir fırsat kaçmış olur. Bu yüzden yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gündemleştirilmelidir” dedi.
‘ÖCALAN’IN KOMİSYONDA OLMASI BARIŞA GİDEN YOLU HIZLANDIRACAK’
Doğal, ayrıca yasa kapsamında kurulan komisyonlara da değinerek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da yer alacağı ifade edilen Silahsızlanma ve Stratejik Alt Komisyonu'na işaret etti. Doğal, “Bizzat Sayın Öcalan’ın bu komisyonu ve çalışmalarını idare etmesi barışa giden yolu hızlandıracaktır. Kürt tarafından baktığımız zaman, çalışmalar hızla ele alınıyor ve bir an önce pratikte uygulanabiliyor. Fakat maalesef devlet tarafı, çok yavaş ve ağır hareket ediyor. İki yıldır yapılan barış çağrısında henüz bir çerçeve yasa aşamasına geldik. Bu süreci heba etmeyelim. Birinci çözüm sürecinde yaşanan tahribatlar bu süreçte umarım olmaz. Zira bunun faturasını halklar ödüyor. Bir an önce barışın getirilmesi gerekiyor. Türkiye devleti bu zamanı çok iyi bir şekilde değerlendirsin ve kullansın. Bu fırsat bir daha gelmeyebilir” dedi.
MA / Deniz Karabudak