KHK eylemi 374'üncü haftasında

Paylaş:
İZMİR - KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade talebiyle yapılan oturma eyleminin 374'üncü haftasında, mülakat mağduru oldukları için Ankara'da eylemde olan özel sektör öğretmenlerine destek açıklaması yapıldı. 
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubeler Platformu’nun, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her Çarşamba günü düzenlediği oturma eylemi 374’üncü haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada “İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır. İşimize geri döneceğiz” pankartı açıldı. Açıklamanın metnini Eğitim Sen İzmir 2 No'lu Şube Kadın Sekreteri Cansu Başer okudu. 
 
OHAL KHK’leri ile düşünce ve ifade özgürlüğünü kullananlar, kadın hakları, demokrasi ve eşitlik mücadelesi verenlerin hedef haline getirildiğini kaydeden Cansu Başer, bugün de eğitim emekçilerinin baskı ve şiddet politikalarının hedefi olmaya devam ettiğini söyledi. Öğretmen sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin günlerdir Ankara’da haklı ve meşru taleplerini dile getirdiğini ifade eden Cansu Başer, "Ancak öğretmenlerin taleplerine yanıt vermesi gerekenler; diyalogu ve çözümü değil, polis barikatlarını, gözaltıları ve baskıyı karşılarına çıkarmıştır. Ankara’da gerçekleştirilen eylem sırasında çok sayıda öğretmen arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Öğretmenler; darp, ters kelepçe, biber gazı ve polis ablukasıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Dayanışma amacıyla eylem alanında bulunan Eğitim Sen Genel Başkanımız Kemal Irmak ile TİS ve Hukuk Sekreterimiz Özlem Tolu da gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştır" dedi.
 
'MÜCADELE ORTAKTIR'
 
Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına karşı mücadele yürütüldüğünü belirten Cansu Başer, "Haklarını savunmak için açlık grevine başlayan eğitim emekçilerinin sesine kulak verilmelidir. Sendikal faaliyet suç değildir. Eğitim emekçilerinin talepleri meşrudur ve derhal karşılanmalıdır. Öte yandan, yerin metrelerce altında yaşamlarını hiçe sayarak çalışan madencilerin hak arama mücadeleleri de baskı ve şiddetle bastırılmak istenmektedir. Güvenli çalışma koşulları, insanca yaşam ve emeklerinin karşılığını talep eden madencilere yönelik her türlü saldırının karşısındayız. Çünkü biliyoruz ki öğretmenlerin, madencilerin ve tüm emekçilerin mücadelesi ortaktır. Toplumun adalete ve hukuka olan güveninin yeniden tesis edilmesi için OHAL döneminin hukuksuz uygulamalarıyla hesaplaşılmalı; siyasi gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine ve tüm özlük haklarına eksiksiz olarak iade edilmelidir. 374 haftadır buradan haksızlığa, hukuksuzluğa ve baskı politikalarına karşı sesimizi yükseltiyoruz. Bizler, hukuksuzca ihraç edilen son arkadaşımız görevine dönene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.