İZMİR - KHK eyleminin 367'nci haftasında Karşıyaka Çarşı girişinde yapılan açıklamada, "Ne bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe, çürüyen düzene alışacağız. Ne de zulmün efendileri önünde boyun eğeceğiz" denildi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesinin, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla her çarşamba düzenlediği oturma eylemi 367'inci haftasında da Karşıyaka çarşı girişinde devam etti. Açıklamada "İhraç tecrittir. Tecrit insan hakları ihlalidir. İşimize geri döneceğiz" pankartları açıldı. Basın metnini Eğitim Sen İzmir 2 No'lu Şube Sekreteri Cansu Başer okudu.
Türkiye'nin birçok kez darbe ve OHAL'le yönetildiğini bu dönemlerde de kaybedenin hep halk olduğunu belirten Cansu Başer, "İşçilerin, emekçilerin kazanılmış hakları tek tek budanmıştır. Grevler yasaklanmış, sendikal hak ve özgürlükler rafa kaldırılmıştır. Düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı gibi en temel haklar yok sayılmıştır. Dolaysıyla bu dönemlerde kaybeden zaten cılız bırakılan demokrasimiz ve adalet olmuştur. Çünkü hedef OHAL’i bu topraklarda kalıcı hale getirecek bir rejime geçmek, tüm toplumu da bu sisteme biat eden kullara dönüştürmekti. OHAL, işte o rejime giden yolda engel olarak görülen kim varsa onu susturmak, kuşatmak, etkisiz hale getirmek için fırsata çevrilmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi de bu yüzden en yetkili ağız tarafından “Allah’ın bir lütfu” olarak nitelendirilmiştir. 2 yıl süren OHAL demokrasiden, emekten, barıştan yana olan, sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi verenler nezdinde tüm toplumu baskı altına almanın, susturmanın bir fırsatı olarak kullanılmıştır. İşte bunun için KESK ve üye sendikaları KESK’liler OHAL döneminde hedef tahtasına konulmuştur" ifadelerini kullandı.
'ZULMÜN EFENDİLERİ ÖNÜNDE BOYUN EĞMEYECEĞİZ'
Haklarını almak ve taleplerini dile getirmek için Eskişehir’den Ankara'ya gelen iki kez üst üste gözaltına alınan Doruk Maden işçilerinin açlık grevlerine 3'üncü gününde devam ettirdiğini ileten Cansu Başer, insanca bir yaşam talep etmek ve bunun için mücadele etmenin suç olmadığını belirtti. Doruk Madencilik işçilerinin ve haklı taleplerinin yanında olduklarını kaydeden Cansu Başer, "Yarın 23 Nisan, dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayram olarak övünülürken , Türkiye’de çocukların eğitim ve sağlıklı yaşam hakkı başta olmak üzere, en temel hak ve özgürlükleri tehdit altındadır. Geçen hafta Siverek ve Maraş’ ta birer gün arayla gerçekleşen öğrencilerimizi kaybetmemize neden olan saldırılar çocuk düşmanı politikaların sonucudur. Çocuklara yönelik şiddet, istismar, cinsel saldırı ve ayrımcı uygulamalar gündemden düşmemekte, çocuk işçiliği ve çocuk emeği sömürüsü artarak sürmektedir. Okula gidemeyip çalışmak zorunda bırakılan, çocuk yaşta evlendirilen, cezaevlerinde olan, cemaatlere, tarikatlara, dini yapıların istismarına uğratılan, anadilinde eğitim hakkı başta olmak üzere en temel hak ve özgürlükleri yok sayılan çocuklar için gerçek anlamda bir çocuk bayramından bahsetmek mümkün değildir. Bu hukuksuzluğa, bu zulüm son verin. Elimizden alınan işimizi, ekmeğimizi, haklarımızı geri verin. KESK olarak KHK’lı üyelerimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Son KHK’lı üyemiz de tüm haklarını alarak işine dönene kadar mücadelemizi yürüteceğiz. Ne bu hukuksuzluğa, adaletsizliğe, çürüyen düzene alışacağız. Ne de zulmün efendileri önünde boyun eğeceğiz" diye konuştu.