Kadınlar Fatma Nur Çelik’in mücadelesini sürdürecek: Fail Şengüler kurtulduğunu zannetmesin

Paylaş:
İSTANBUL - Kızıyla birlikte şüpheli şekilde hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik’in adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirten Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, “Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’ndaki soruşturmada gizlilik kararı var. Önce dosyaya müdahil olacağız. Tevzi tahkikat taleplerimizde detaylı bir araştırma isteyeceğiz ve dosyanın kesinlikle arkasını bırakmayacağız” dedi. 
 
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesi sahilinde 3 Mart’ta Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra'nın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş halde cenazeleri bulundu. Yaşananlar ise vakıf ve kurs yapılarında gündeme gelen cinsel şiddet ve tecavüz dosyaları ile birlikte cezasızlık mekanizmalarını da yeniden kamuoyunun gündemine getirdi. Çocuk yaştayken Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından tecavüze maruz kalan ve daha sonra faille evlendirilen Fatmanur Çelik, 8 yaşındaki kızının da aynı şahıs tarafından yıllarca tecavüze maruz kalmasına karşı adliye önünde günlerce adalet nöbeti tuttu. Can güvenliğinin olmadığını belirten Fatma Nur Çelik’in seslendiği devlet ve iktidar yetkilileri ise bu adalet çağrısına kulaklarını ve gözlerini kapattı.  Ölümünün ardından ise aynı sistemin Şengüler’e taş fırlattığı gerekçesiyle “basit yaralama” ve “tehdit” suçlarından Fatma Nur Çelik’e ceza verdiği ortaya çıktı.
 
Tecavüz davasındaki yargılama sürecinde dosyayı takip eden Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey, hem sürece hem de anne ve kızının ölümüne ilişkin konuştu. 
 
'GÖZ GÖRE GÖRE GELEN BİR ÖLÜM'
 
Anne ve kızının uzun süredir tehdit altında olduklarını kamuoyuna ve yetkili kurumlara defalarca aktardıklarını belirten Müjde Tozbey, anne ve kızının akıbetini “göz göre göre gelen ölüm” olarak nitelendirdi. Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölümünün Türkiye tarihinde önemli bir yere tekabül ettiğinin altını çizen Müjde Tozbey, “2011 yılında Münevver Karabulut'un bedeninin, bir gitar çantasının içerisinde parçalanmış şeklinde bulunması, Türkiye kamuoyunda kadın cinayetlerinin politik olduğunun gösterdi. Kadın cinayetlerinin üçüncü sayfa haberi olmadığı da kabul edilmişti. Münevver Karabulut'tan sonra Özgecan Aslan'ın, Şule Çetin'in öldürülmesi ya da Amed’de Narin Güran'ın öldürülüp günlerce saklanılması gibi cinayetler bulunmakta. Fatma Nur Çelik ve kızının cinayeti de bize çok önemli bir şeyi hatırlattı. Kadınlarımızın, çocuklarımızın ülkemizde ne kadar yalnızlaştırıldığını, yoksullaştırıldığını, korunaksız olduğunu gösterdi” dedi. 
 
'DUYULMAYAN BİR SES'
 
Ülkedeki kadın örgütlerinin güçlü olduğunu ancak bu gücün Hifa İkra’yı ve Fatma Nur Çelik’i koruyamadığını söyleyen Müjde Tozbey, “Bu ölümler münferit bir vaka değil. Fatma Nur sürekli kendisinin ve kızının öldürülebileceğini belirtti. ‘Kızım sağlık sorunları yaşıyor. Lütfen kızıma sağlık hizmeti düzenli ve güvenilir bir hizmet sunun. Kızımın eğitim sorunu var. Lütfen, güvenli bir eğitim desteği sunun. Çünkü sürekli tehditler alıyoruz sosyal çevremizden. Bu nedenle de hem korunmaya ihtiyacımız var. Hem de güvenli ve sağlıklı ortamlarda yaşamaya ihtiyacımız var’  diye çığlık çığlığa her gün defalarca söyledi. Günlerce Kartal Adliyesi'nin önünde eylem yaptı. Kimse sesini duymadı” diye belirtti. 
 
'DEVLET KORUMADI'
 
Fatma Nur Çelik’in kızının maruz bırakıldıklarına karşı haykırarak, hukuki mücadele yürüttüğünü söyleyen Müjde Tozbey, yargılama sürecin failin bir gün dahi gözaltına alınmadığını hatırlattı. Müjde Tozbey, “Şüpheliye herhangi bir adli işlem yapılmamasından kaynaklı Fatma Nur ve kızında yaşamsal korkular vardı. Bu nedenle münferit ve durup dururken yaşanan bir olay değil. Ölümleri göz göre göre geldi. Kadın örgütleri ve Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak evet yanlarındaydık. Ama sonuçta bir ülkede bir kadının ve çocuğun güvenliğini ancak devletin idari organları sağlayabilir. Göz göre göre gelen ölümü engellemediler. Bu konuda kesinlikle sorumsuzca davrandılar” ifadelerini kullandı. 
 
Fatma Nur Çelik’in “Başıma bir şey gelirse, lütfen intihar demeyin” sözlerini hatırlatan Müjde Tozbey, şunları belirtti: “Son cinayet haberlerinde, kadın cinayet davalarında, kadınlar öldürülmeden önce ya arkadaşlarına mesaj atarak, ya da sosyal medyalarında paylaşarak ‘intihar demeyin’, ‘şiddete uğruyorum’ ve ‘öldürülürsem lütfen intihar demeyin’ diyor. Düşünebiliyor musunuz? Sabah uyanıyorsunuz ve öldürülme ihtimalinizin olduğunu düşünüyorsunuz. Akşam bunu düşünerek uyumaya çalışıyorsunuz. Böyle bir risk altında olmanıza rağmen yaşadığınız ülkenin idari kurumları, jandarma ve kolluk sizi korumuyor. Hatta abarttığınızı, uydurduğunuzu söylüyor ve sizi cadılaştırıyorlar. Orta Çağ'da kadınların; cadılaştırılarak, yakılarak, öldürüldüklerini, günümüzde ise kadınların yalnızlaştırılarak, yok sayılarak ve erkek şiddetini güçlendirerek öldürülüyorlar. Fatma Nur tecavüzcüsüyle evlenmek zorunda bırakılmış. Bu adamdan korkarak bahsediyordu ve bu adamın etkili olduğu tarikatla aynı mahallelerde yaşadığını defalarca söyledi. Çevreden, mahalledeki komşularından, okul ortamından, sağlık hizmetleri sunan insanlardan hep olumsuz bakış açısı olduğu olduğunu söylüyordu. Fatma Nur, desteklenmediği gibi tehdit altında hissediyordu. Zaten doğrudan koruma talebinde bulunduğunu tüm kamuoyuna açıklayarak söylüyordu. Ama maalesef idari kurumlar Fatma Nur’u cadılaştırdılar ve korumadılar.”
 
‘PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’
 
Kadın örgütleri olarak Fatma Nur ve Hifa İkra’nın şüpheli ölümleriyle ilgili bugünden itibaren vekalet sunacaklarını ve aynı zamanda tevzi tahkikat taleplerini de sunacaklarını ifade eden Müjde Tozbey, “Anne ve kızının şüpheli ölümüyle ilgili Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’nda başlatılan soruşturmada gizlilik kararı var. Oradaki bilgileri öğrenebilmemiz için şüpheli ölümleri ile ilgili hangi araştırmalarını yapıldığını, araştırma sonuçlarını öğrenebilmemiz için müdahil olmamız gerekiyor. Dernek olarak müdahil olacağız. Aynı zamanda tevzi tahkikat taleplerimizde bu şüpheli ölümle ilgili araştırılmasını istediğimiz noktalara değineceğiz ve çok detaylı bir şekilde araştırılmasını isteyeceğiz. Bu şüpheli dosyanın kesinlikle arkasını bırakmayacağız. Hep beraber mücadelesini yürütüp, ölümlerinin nasıl gerçekleştirildiğini aydınlatılmasını isteyeceğiz” dedi.
 
'CEZASIZLIK SİSTEMİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ'
 
Yargının kadın katliamları, cinsel suç ve tecavüz vakalarında tarafsız davranmadığına dikkati çeken Müjde Tozbey, “Devletin asli görevi en zayıf olan çocukları, kadınları korumaktır. Bu koruma içerisinde onlara yapılan şiddetin de yargılamasını tarafsız olarak yürütmek zorundadır. Bu yargılamaları doğru şekilde sonuçlandırmak zorundadır. Bakın özellikle cinayetlerde, cinsel istismarlarda ve tecavüz vakalarında Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk Ceza Kanunu gerçekten ağır şartlara, ağır cezalara sahip. Ancak Türk Ceza Kanunu doğru şekilde uygulanmadığı için bir cezasızlık sistemiyle karşı karşıyayız. Yani cezaların hafif olmasından değil. Uygulayanların, iktidarla aynı görüşte oldukları için kadın ve çocuğa yeteri kadar değer ver vermedikleri için yargılamalar esnasında ‘Neden büyütüyorsunuz, ölen ölmüş. Ne gerek var? Niye abartıyorsunuz? Tepkilerini alıyoruz” dedi. 
 
'FATMANUR’UN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ'
 
Fatma Nur Çelik’in ölmeden önce mücadelede kendilerine önemli bir örnek olduğunu belirten Müjde Tozbey, şöyle devam etti: “Kartal Adliyesi'nde yüzünü saklayarak günlerce oturma eylemi yaptı. Yüzünü saklamasının nedeni kendisini korumak için değil. Çocuğunun ileri tarihlerde geçmişe dönüp kendiyle ilgili haberlere baktığında cinsel istismar mağduru olarak gözükmesini istemediği için saklamıştı. Biz de aynı şekilde Fatma Nur'un mücadelesini sürdüreceğiz. Gerekirse de adliyenin önünde, adliyenin içinde ve sokaklarda dernek olarak bu mücadeleyi bırakmayacağız. Çekmeköy Kaymakamı Fatma Nur ve Hifa İkra’nın cenazesine gelip önde namaz kıldı. Kaymakamın sorumlu olduğu bölgede öğretmen Fatma Nur Çelik koruma talep etti ve sonra öldürüldü. Yine Fatma Nur Çelik kızıyla birlikte öldü. Onlar da koruma talep etti ve biz hiçbirini korumadık. Bakın koruyamadık değil, korumadık. Dün cenaze töreninde namazdan sonra da hiç utanmadan ellerini fotoğraflar atıp cenaze tabutunu taşımaya çalıştılar. Karşı çıkınca da şaşırdılar.  ‘Niye karşı çıkıyorsunuz?’ diye. Bu kadar utanmaz ve aymaz bir dönemde yaşıyoruz.
 
HİFA İKRA’NIN 5 MAYIS’TAKİ SON DURUŞMASINA ÇAĞRI
 
Hifa İkra Şengüler’in, Ayhan Şengüler  tarafından tecavüze maruz kalmasından dolayı açılan davanın son duruşması Kartal Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 Mayıs'ta görülecek. Son duruşma da cinsel istismarcı baba hakkında karar verilecek. O karar duruşmasında da olacağız. Cenaze töreninde de çağrıda bulunduk. 5 Mayıs'ta hep beraber Kartal Adliyesi önünde olup, Hifa öldüğü için, Fatma Nur öldüğü için kurtulduğunu zannetmesine izin vermeyeceğiz. Cezalandırılması için elimizden geleni yapacağız.  Kadın örgütleri olarak kaymakama,  idari kurumlara ve insanlara Cumhuriyetin kazanımı olan laikliği, İstanbul Sözleşmesi'nin hepsini hatırlatacağız. Her defasında hatırlatmak zorunda kalsak bile o tabutları da biz taşıyacağız. Mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz."
 
 
İlgili Haberler
Kadınlar Newroz’a akın ediyor: Barış, özgürlük ve gelecek için buradayız
Kadınlar Newroz’a akın ediyor: Barış, özgürlük ve gelecek için buradayız

Newroz alanına gelen kadınlar, farklı şehirlerden yola çıkarak ortak talepler etrafında buluştu. Alanı dolduran kadınların talepleri ise barış, özgürlük ve direniş oldu.

Nasrin Parvaz’ın Evin Zindanı deneyiminden Sara’nın hikayesine
Nasrin Parvaz’ın Evin Zindanı deneyiminden Sara’nın hikayesine

Evin Cezaevi’nde yaşadıklarını “Abbasi Lalesinin Altında” adıyla kaleme alan Nasrin Parvaz’ın hikayesi bugün İran’da direnen sayısız kadın ile benzer özellik taşıyor. O kadınlardan Sara da, genç yıllarda tanıştığı cezaevi deneyimini politik bir güce dönüştürmeyi başardı.

Newroz öncesi kiras ve fistan telaşı
Newroz öncesi kiras ve fistan telaşı

Newroz için kiras ve fistanlara yoğun talebin olduğunu belirten terzi Şerbet Aydın, günde onlarca kişinin ya elbise baktığını ya da diktirmek istediğini kaydetti.

Jin dergi ‘Savaş ve direnişi' kapağına taşıdı
Jin dergi ‘Savaş ve direnişi' kapağına taşıdı

Jin derginin 159’uncu sayısı, “Savaş ve Direniş: Hafıza, Mücadele ve Gelecek" başlığıyla çıktı.

İranlı gazeteci Leila Kari Khamaneh: Rejime ağlamıyor, yas yerine dans ediyoruz
İranlı gazeteci Leila Kari Khamaneh: Rejime ağlamıyor, yas yerine dans ediyoruz

İran’dan baskıcı rejim nedeniyle göç etmek zorunda kalan gazeteci Leila Kari Khamaneh, rejimin kadınlara düşman olduğunu belirterek, “Hükümet, İran halkından ağlamasını istiyor ama biz artık yas yerine dans ediyoruz” dedi.