Çukurova’da iklim krizi ve artan maliyetler tarımı vurdu
ADANA - Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, Çukurova’da tarım alanlarının hızla daraldığını, iklim krizi ve artan girdi maliyetlerinin üretimi zorlaştırdığını belirtti.
Çukurova’da devam eden kuraklık son 10 yılda daha da arttı. Bunun yanı sıra artan maliyetler, su yokluğu, plansız tarım politikaları da üretime olumsuz etkiledi. Bölgede yetişen pamuk, mısır ve diğer ürün deseninde dönüşüm yaşanırken, aynı zamanda toprak verimliliği de düştü. Bölge tarımında “verimlilik” yerini “ayakta kalma mücadelesine” bıraktı.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, bölgede son dönemde yaşanan bu değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Endişeli olduklarını söyleyen Tayakısı, tarım alanlarının hızla daraldığını, üretim deseninin değiştiğini ve iklim krizinin etkilerinin derinleştiğini söyledi.
TÜRKİYE ORTALAMASININ İKİ KATI
Tayakısı, son 20 yılda Adana’da tarım alanlarının yaklaşık yüzde 9’unun üretim dışına çıktığını belirterek, bu oranın Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğuna dikkat çekti. Tayakısı, bölgedeki üretim yapısının ise endüstriyel ve ihracat odaklı ürünlere yöneldiğini ifade ederek, özellikle narenciye ve yağlı tohumlu bitkilerde üretim alanlarının genişlediğini, buna karşın geleneksel tarla bitkilerinde daralma yaşandığını söyledi. Tayakısı, soya, yer fıstığı ve ayçiçeğinin öne çıktığını belirtti.
İKLİM KRİZİ
Tayakısı, "İklim krizi, bölgede aşırı sıcaklık dalgaları ve düzensiz yağış rejimleri ile kendini hissettirmektedir. Artan sıcaklıklar bitkilerde fizyolojik stres yaratarak verimi düşürmekte, kışın yaşanan ani don olayları ise narenciye gibi hassas ürünlerde büyük kayıplara yol açmaktadır. Toprak kalitesi, artan maliyetler nedeniyle çiftçilerin anız yakması ve aşırı kimyasal gübre kullanımı sonucu bozulmaya başlamıştır. Su kaynakları üzerindeki baskı artmış; baraj doluluk oranlarındaki istikrarsızlık ve vahşi sulama yöntemleri, su yönetimini bölgenin en kritik sorunu haline getirmiştir. Ayrıca 6 Şubat depremleri de bölgenin sulama altyapısına, depolara ve paketleme tesislerine zarar vermiştir" dedi.
‘ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞTIRIYOR'
Mazot, gübre ve tohum fiyatlarındaki artışın üreticinin kâr marjını ciddi şekilde daralttığını belirten Tayakısı, küçük ve orta ölçekli çiftçilerin borç yükü altında üretimden uzaklaştığını söyledi. Adana’da tarım alanlarının daralmasının üretimden çekilmenin somut göstergesi olduğunu ifade eden Tayakısı, bazı arazilerin yapılaşmaya açıldığını da kaydederek, "Adana, özellikle soya, yer fıstığı ve narenciye üretiminde Türkiye'nin merkezi konumuna gelmiştir; soya üretiminin yaklaşık yüzde 56'sını ve yer fıstığının yüzde 49'unu tek başına karşılamaktadır. Ayçiçeği ekim alanları son on yılda 3 kattan fazla artarken, buğday ve mısırda Türkiye genelindeki payı gerilemiştir. Çiftçilerin ürün değiştirme gerekçesi, artan maliyetler karşısında daha yüksek gelir getiren ihracat ürünlerine yönelme ve iklim risklerini minimize etme isteğidir. Mazot, gübre ve tohum gibi temel girdilerin maliyetlerindeki yükseliş, üreticinin kâr marjını ciddi oranda daraltmıştır” diye konuştu.
‘BORÇ YÜKÜ ARTIYOR’
Tayakısı, bu durumun küçük ve orta ölçekli işletmelerin borç yükünü artırdığını belirterek, “Üreticileri toprak işleme masraflarını düşürmek için yanlış tekniklere zorlamaktadır. Adana'da tarım alanlarının Türkiye ortalamasının iki katı hızla azalması (yaklaşık yüzde 9 kayıp), üretimden vazgeçişin ve arazilerin yapılaşmaya açılmasının en net göstergesidir. Bölgede işletme büyüklüklerinin Türkiye ortalamasının üzerinde olması nedeniyle mekanizasyon düzeyi yüksektir ancak dijital tarım ve akıllı sulama sistemlerine geçiş henüz istenen seviyede değildir. Damla sulama sistemleri yaygınlaşsa da, açık kanal sistemlerinden kaynaklanan su kayıpları ve enerji maliyetleri modernizasyonun tam verime ulaşmasını engellemektedir. Katma değeri yüksek olan örtü altı tarım ve hassas tarım uygulamaları halen geliştirilmeye muhtaçtır" diye belirtti.
‘GENÇLER GÖÇ EDİYOR’
Tarım işçiliğinde ciddi bir dönüşüm yaşandığını belirten Tayakısı, üretimin büyük ölçüde mevsimlik işçiler ve göçmen işgücüyle yürütüldüğünü söyledi. Tayakısı, düşük gelir ve yaşam koşulları nedeniyle genç nüfusun tarımdan kente göç ettiğini ifade etti.
Tayakısı, devlet desteklerinin artan maliyetlerin gerisinde kaldığını ifade ederek, en büyük politika hatasının birinci sınıf tarım arazilerinin korunamaması ve yapılaşmaya açılması olduğunu söyledi. Tayakısı, "Ayrıca, bitkisel üretim ile hayvancılığın entegre edilememesi, bölgenin hayvancılık potansiyelinin düşük kalmasına neden olmuştur. En acil sorunlar; tarım arazilerinin kaybı, iklim krizine bağlı su yönetimi yetersizliği ve artan girdi maliyetleridir. Çözüm için tarım arazilerinin yapılaşmaya karşı mutlak korunması, açık sulama sistemlerinin ivedilikle kapalı basınçlı sistemlere dönüştürülmesi ve üreticinin borç yükünü hafifletecek, katma değerli üretimi teşvik edecek bütüncül bir planlama yapılması şarttır" ifadelerini kullandı.
MA / Hamdullah Yağız Kesen
